19 Aralık 2014 Cuma

SAVCI’YA GEL SAVCI’YA!...

   Savcı, ceza yargılamasında iddia makamı olarak adalete hizmet eden kişidir. Savcı, suç haberinin kendisine ulaşmasıyla birlikte devlet adına araştırma ve soruşturma faaliyetinde bulunmak, kamu davasının açılmasını gerektiren şartlar oluştuğunda dava açmak ve yürütmek, mahkemelerin verdiği kararları yerine getirmek ve kanunla kendisine verilen diğer görevleri yapmak durumunda olan ve yürütme organı içinde yer alan devlet memurudur.
   Polis de, kamu düzenini ve yurttaşların canı, malı ve temel hak ve özgürlüklerini korumakla görevli, yasa uygulayıcı bir çeşit kamu görevlisidir.
   Bu açıklamayı yapmamdaki amacı birazdan anlayacaksınız... Bugün ilçemizde uyuşturucu operasyonunun bir ayağı daha doğrusu son ayağı gerçekleştirildi...      Uzunköprü eski savcısı C.K, polis memurluğundan atılan S.K. ve diğer şüpheliler, 161 kilo 243 gram toz esrar maddesi ve 13 kilo 225 gram eroin maddesi olmak üzere toplam 174 kilo 468 gram uyuşturucu madde ile birlikte ele geçirilmelerinden dolayı Keşan’da adli makamlara sevk edildi... (Operasyon ile ilgili ayrıntıları haber sitelerinden takip edebilirsiniz.)
   Uzunköprü Cumhuriyet Savcısı iken bir iş adamından rüşvet almaya teşebbüs ettiği iddiası ile gözaltına alınan ve çıkarıldığı adli makamlarca 5 yıl hapis cezasına çarptırılan eski savcı C.K’nın, yetkilerini kullanması da 5 yıl yasaklanmış ve cezasının onanması durumunda da 5 yıl hapis yatacakmış... Yine eski polis memuru S.K. da, Van Emniyet Müdürlüğü’nde görevliyken uyuşturucu kaçakçılığı ilgili bir soruşturma kapsamında görevden alınmış... Her iki devlet memurunun da sicili oldukça temiz anlayacağınız!..
   Ne de olsa biri araştırma, soruşturma ve dava açmakla yükümlü, diğeri de can, mal ve temel hak ve özgürlükleri korumakla görevli!.. Desenize, bunlar böyle yaparsa aç insan ne eylemeli!.. Ve bu iki zat-ı muhteremin kurumlarına ve meslektaşlarına verdiği lekeye ne demeli... Vatandaş, ‘imam böyle yaparsa cemaat ne yapmaz!’ demez mi? ‘Toklar böyle yaparsa açlara ne kalmış!’ diye söylenmez mi, ‘Savcıya ve polise güvenemeyeceksek kime güveneceğiz’ diye sorgulamaz mı, ‘ülkenin çivisi çıkmış’ diye feveran etmez mi, ‘evlatlarımızı zehirleyenlerin başı adli yargı ve emniyet güçleri’ diye kahrolmaz mı, ‘adli yargıya ve emniyete nasıl güveneceğiz’ diye güvenleri sarsılmaz mı? Der, söylenir, sorgular, feveran eden, kahrolur, güveni sarsılır... Tabii ki, 2 kişinin yanlışını, hatasını, suçunu iki kurumda görevli tüm memurlara yüklemek, onları zan altında bırakmak, onlara güvensiz yaklaşmak olmaz ama maalesef ki bu iki kişi, bu iki kurumun içine de kurt düşürdü!.. Malumunuz ülkedeki adalet sisteminin nasıl işlediği gözler önünde... Bundan 1 yıl önce ayakkabı kutuları içinde gizlenen milyar dolarlara şahit olmuş, Cumhuriyet tarihinin en büyük ‘yolsuzluk ve rüşvet’ operasyonu olarak nitelendirilmişti... Ancak bundan birkaç gün önce dosya kapatıldı ve Türk halkı üzerine bir bardak soğuk su içti!..
   Şimdi ben de uyuşturucu operasyonu kapsamında ele geçirilen bu biri eski savcı biri eski polis olan zat-ı muhteremlere ağzıma ne gelirse söylemek istiyorum ama, ‘tut çeneni Neşe’ demekle yetiniyorum... Neme lazım, iki masum insana hakaretten beni içeri atarlar(!), delil yetersizliğinden de bakarsınız onları azat ederler!.. Ülkemde adaletin terazisi o kadar dengesizleşti ki, suçsuzlar ağır basıyor, suçlular da böyle elini kolunu sallaya sallaya zehir saçıyor!.. Saygılarımla...




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder